Anasayfam Yap Sık Kullanılanlara Ekle

Sitene Ekle Künye Arşiv  İletişim  rss  
ANASAYFA VİDEO GALERİ FOTO GALERİ İLETİŞİM  
 
İmamın Dediğini Yap Yaptığını Yapma
ATB SEZONUN İLK KURU İNCİRİNİ ÜRETİCİDEN
ÇİNE, NAZİLLİ, GERMENCİK EMNİYET MÜDÜRLERİ BELLİ
Söke Azmakları Temizleniyor
İYİ Parti Aydın Teşkilatı, Akşener ile


Aydın Haber Merkezi - TARİH SAYFALARUNDAN
TARİH SAYFALARUNDAN BU YAZININ EKLENME TARİHİ 26-06-2022 / 17:36 | BU YAZI TOPLAM 1105 KEZ OKUNDU.
   
KONUK YAZAR
nevzatcetin@gmail.com
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
TARİH SAYFALARUNDAN

Mustafa Ertuğrul Aker.                               

Dünya savaş tarihinde bir uçak gemisi batıran Türk topçusu

TC Kadir ÖzmenTÜRK UYGARLIKLARI    

EFELERİN EFESİ TÜRKÜSÜ HİKAYESİ     

üzel Anadolumuzdan binlerce hikaye binlerce güzel türkü çıkmıştır. Bunlardan biriside Efelerin Efesi Türküsü. Hem bu güzel türkünün sözlerine hemde Efelerin Efesi türküsüne konu olan Yörük Ali Efe‘yi tanıyalım.

Şu Dalma’dan geçtin mi
Soğuk sular içtin mi
Efelerin içinde
Yörük Ali’yi seçtin mi

Hey gidinin efesi
Efesi efelerin efesi

Şu Dalma’nın çeşmesi
Ne hoş olur içmesi
Yörük de Ali’yi sorarsan
Efelerin seçmesi

Hey gidinin efesi
Efesi efelerin efesi

Cepkeninin kolları
Parıldıyor pulları
Yörük de Ali geliyor
Açıl Aydın yolları

Hey gidinin efesi
Efesi efelerin efesi..

Son Zeybekler’den birisi olan ve de Efelerin Efesi lakabıyla anılan Yörük Ali Efe için söylenmiştir zamanında bu sözler. 1895 yılında, Kavaklı-Sultanhisar, Aydın’da dünyaya gelen Yörük Ali Efe’nin babası Sarıtekeli aşiretinden Abdi, annesi ise Atmaca aşiretinden Fatma idi. Henüz bebek yaşlarındayken babasını kaybetmesi üzerine annesi ile beraber büyüyen Yörüklü Ali, kendisine Atçalı Kel Mehmet Efe’yi örnek alıyor ve büyüdüğünde Zeybek olmayı arzuluyordu.
1916 yılında Osmanlı Ordusu’na alınan ve Kafkas Cephesi’nde Ruslar’la savaşan Yörük Ali, Sarıkamış Trajedisi’nin ardından ordudan ayrıldı ve doğduğu köye geri döndü. Dönüşünden sonra Yunanların Aydın’daki faaliyetleri nedeniyle Alanyalı Molla Ahmet Efe komutasında bulunan Zeybek grubuna katıldı. Bir süre Aydın dağlarında dolaşan Yörük Ali, Alanyalının bir çatışmada ölmesi üzerine grubun hakimiyetini ele alarak “Yörük Başı” anlamına gelen “Efe” unvanını aldı.
15 Mayıs 1919 tarihinde Yunan Ordusu’nun İzmir’e çıkartma yapması ve bölgenin etrafını ele geçirmesi üzerine Ali Efe, aralarında Kıllıoğlu Hüseyin Efe’nin de bulunduğu pek çok Zeybek’i bir araya toplayarak işgalci güçlere karşı direnişe başladı. Böylece 16 Haziran 1919 tarihinde Malgaç’daki tren istasyonunda bulunan Yunan güçlerine düzenledikleri sürpriz baskın sonucunda işgalcilere büyük kayıplar verdiren Zeybekler, Kurtuluş Savaşı’nın ilk zaferini kazanmış oldular.
Yörük Ali Efe ve güçleri 1920 yılının Kasım ayında Türk Silahlı Kuvvetleri’ne katılarak mücadeleyi burada sürdürdüler. Yörük Ali Efe TSk bünyesinde albay rütbesini kazandı. Cumhuriyet’in ilanından sonra ordudan istifa etti ve İzmir’e taşındı. Burada altı yıl yaşadıktan sonra Yenipazar’a taşındı ve hayatının sonuna kadar burada yaşadı. 1951 yılında geçirdiği bir araba kazası sonucunda ağır yaralandı ve de tedavi amacıyla gittiği Bursa’da hayatını kaybetti. Yenipazar’da bulunan evinin bahçesine gömülen Ali Efe’nin yaşadığı ev, 2001 yılında müzeye çevrildi.
kaynak:www.hacettepe.edu.tr  -
Ernil KavukçuTÜRK UYGARLIKLARI

BUĞDAYIN TARİHÇESİ VE KÖKENİ 

 BEREKETLİ HİLAL KAVRAMI      

 Buğday Ne Zaman Evcilleştirildi?

Buğday, yaklaşık 12.000 yıl önce Türkiye’nin güneydoğusunda Atalarımız tarafından evcilleştirilen ilk mahsullerden biriydi.

Buğday, günümüzde yaklaşık 25.000 farklı çeşidi olan bir tahıl ürünü. Günümüzde hala var olan emmer adındaki bir ata bitkiden evrilen buğday, en az 12.000 yıl önce evcilleştirildi.

Yabani emmer (T. araraticum, T. turgidum ssp. dicoccoides, veya T. dicocoides gibi çeşitler), genelde kendi kendine tozlaşan, kışın yetişip yaz aylarında hasat edilen, buğdaygiller familyasının ve Triticeae türünün bir bitkisi.

Günümüzde İsrail, Ürdün, Suriye, Lübnan, Türkiye’nin doğusu, İran’ın batısı ve Irak’ın kuzeyi gibi ülkelerde, Yakın Doğu Bereketli Hilal boyunca yetişiyor.

Buğday, seyrek ve yarı izole arazilerde; yazların uzun, sıcak ve kurak geçtiği ve kışların değişen yağış miktarıyla, kısa ve ılıman geçtiği bölgelerde en iyi yetişiyor.

Emmer, deniz seviyesinin 100 metre altından 1.700 metre yüksekliğe kadar çeşitli habitatlarda yetişebiliyor, ayrıca yıllık 200-1.300 mm yağış alan yerlerde hayatta kalabiliyor.

Buğday Çeşitleri

Günümüz buğdayının 25.000 farklı çeşidinin çoğu, ekmeklik buğday ve makarnalık buğday olarak adlandırılan iki geniş gruba ayrılıyor.

Ekmeklik buğday (Triticum aestivum), bugün dünyada tüketilen tüm buğdayın yaklaşık yüzde 95’ini oluşturuyor; diğer yüzde beşi makarna ve irmik ürünlerinde kullanılan makarnalık ya da sert buğdaydan (T. turgidum ssp) oluşuyor.

Ekmeklik ve makarnalık buğdayın her ikisi de yabani emmer buğdayının evcilleştirilmiş biçimleri. Kavuzlu buğday (T. spelta) ve Timopheev buğdayı (T. timopheevii), Geç Neolitik döneme kadar emmer buğdaylarından evrilmişti ancak günümüzde pek alıcısı yok.

Siyez (T. monococc) adı verilen bir başka erken buğday türü de aynı dönemlerde evcilleştirilmişti ancak günümüzde çok yaygın değil.

Buğdayın Kökeni

Genetik ve arkeolojik çalışmalara göre, günümüz buğdayının kökeni Türkiye’nin güneydoğusundaki Karacadağ dağlık bölgesine dayanıyor. Emmer ve siyez buğdayı, tarımın kökenlerini oluşturan klasik sekiz kurucu ekinden ikisini oluşturuyor.

Emmerin bilinen en eski kullanımı, yaklaşık 23.000 yıl önce İsrail’deki Ohalo II arkeolojik bölgesinde yaşayan insanlar tarafından yabani arazilerden toplanması. Ekilen en erken emmer, Levant’ın güneyinde (Netiv Hagdud, Tell Aswad, diğer Çanak Çömlek Öncesi Neolitik A bölgeleri); ekilen en erken siyez Levant’ın kuzeyinde (Ebu Hureyre, Mureybet, Jerf el Ahmar, Göbekli Tepe) bulundu.

Evcilleştirme Sırasındaki Değişiklikler

Yabani formlar ve evcilleştirilmiş buğday arasındaki temel fark; evcilleştirilmiş buğdayın, kabuklu daha büyük tanelerinin ve yarı kırılgan saplarının olması.

Yabani buğday olgunlaştığında sapları, buğday gövdelerini bir arada tutan kısım, parçalanıyor böylece tohumlar kendi kendine tozlaşabiliyor ve kabukları olmadan daha hızlı filizlenebiliyor.

Ancak bu doğal olarak gerçekleşen yararlı kırılganlık, buğdayı etraftan toplamak yerine bitkiden toplamayı tercih eden insanların pek işine gelmiyor.

Yaşanmış olması muhtemel başka bir yöntem de, ilk çiftçilerin, olgunlaşmış ama kendi kendine daha tozlaşmamış buğdayı hasat etmiş olmaları, böylece bitkinin hala üzerinde olan buğdayı toplamış olmaları.

Bu tohumları gelecek mevsim ekerek, çiftçiler daha sonra sapları geç kırılan bitkileri yetiştirmeye devam edebiliyordu.

Dikkate alınan diğer özellikler arasında başak boyutu, yetişme mevsimi, bitki boyu ve tane büyüklüğü yer alıyordu. Botanikçi Agathe Roucou ve meslektaşlarına göre, evcilleştirme süreci dolaylı olarak bitkide birden fazla değişikliğe neden oldu.

Emmer buğdayına kıyasla, günümüz buğdayı daha kısa yaprak ömrüne ve daha yüksek net fotosentez oranına, yaprak üretim oranına ve azot içeriğine sahip. Ayrıca günümüz buğday çeşitleri, büyük bir bölümünün ince kök olduğu daha sığ bir kök sistemine sahip, bu yüzden biyokütle yeraltından ziyade yer üstünde gelişiyor.

Eski buğday türleri, yer üstü ve yer altı işleyişi arasında bir koordinasyona sahip, ancak insanların tercih ettiği özellikler yüzünden bitki, kendini yeniden şekillendirip, yeni ağlar kurdu.

Evcilleştirme Ne Kadar Sürdü?

Buğdayla ilgili süregelen tartışmalardan biri, evcilleştirme sürecinin tamamlanması için geçen sürenin uzunluğu. Bazı bilim insanları bunun birkaç asırlık oldukça hızlı bir süreç olduğunu öne sürerken; diğerleri, buğdayın ekilmesinden evcilleştirilmesine kadar geçen sürecin neredeyse 5.000 yıllık olduğunu savunuyor.

Yaklaşık 10.400 yıl öncesine kadar, evcilleştirilmiş buğdayın Levant bölgesinde yaygın olarak kullanıldığına dair pek çok kanıt var ancak bunun ne zaman başladığı hala tartışmaya açık.

Evcilleştirilmiş siyez ve emmer buğdayının bugüne kadar bulunan en eski bulguları, Suriye’deki Ebu Hureyra bölgesine, günümüzden yaklaşık 13.000–12.000 önce, Genç Dryas’ın başladığı, Epi-Paleolitik döneme kadar dayanıyor.

Buğday ve yabani tahılların dâhil edilerek, insanların beslenme biçimlerinin genişlediğini gösteren bulgular olsa da bazı bilim insanları, bu bitkilerin kasıtlı olarak ekildiğini gösteren bir kanıt olmadığını söylüyor.

Dünyanın Dört bir Yanına Yayılmış: Bouldnor Cliff

Buğdayın ilk ortaya çıktığı yerin dışındaki yayılımı, “Neolitikleşme” olarak bilinen sürecin bir parçası.

Kısmen göçmen çiftçilerin ve kısmen de yeni teknolojileri uyarlayan yerel avcı-toplayıcıların oluşturduğu Lindearbandkeramik (LBK) kültürü, genellikle Asya’dan Avrupa’ya buğday ve diğer mahsullerin getirilmesiyle ilişkilendiriliyor.

LBK, Avrupa’da MÖ 5400-4900 yılları arasına tarihleniyor.

Bununla birlikte, Wight Adası’nın kuzey kıyısındaki Bouldnor Cliff turba bataklığında yapılan son DNA çalışmaları, evcilleştirilmiş buğdaydan gelen antik DNA’yı tanımladı.

Bouldnor Cliff’te buğday tohumları, kırıntıları ve polenleri bulunamadı ancak tortudan elde edilen DNA dizileri, LBK formlarından genetik olarak farklı olan Yakın Doğu buğdayıyla uyuşuyor.

Bouldnor Cliff’teki diğer incelemelerde, deniz seviyesinin 16 metre altında batmış bir Mezolitik dönem alanı tespit edildi. Çökeltiler yaklaşık 8.000 yıl önce, Avrupa LBK alanlarından birkaç yüzyıl önce oluşmuş.

Bazı bilim insanları buğdayın İngiltere’ye deniz yoluyla ulaştığını öne sürüyor. Diğer bilim insanları, dönem ve DNA kimliği konusunda şüphe duyuyor, bulguların o kadar eski olamayacak kadar iyi durumda olduğunu söylüyor.

Ancak evrimsel genetikçi Robin Allaby tarafından yürütülen ve başlangıçta Watson’da (2018) yayınlanan diğer deneyler, denizaltı çökellerinden gelen antik DNA’nın diğer ortamlara göre daha az bozulduğunu öne sürüyor.

Kaynaklar:

* Avni, Raz, et al. “Wild Emmer Genome Architecture and Diversity Elucidate Wheat Evolution and Domestication.” Science, vol. 357, no. 6346, 2017, pp. 93–97. Print.

* International Wheat Genome Sequencing Consortium. “A Chromosome-Based Draft Sequence of the Hexaploid Bread Wheat (Triticum Aestivum) Genome.” Science, vol. 345, no. 6194, 2014. Print.

* Fuller, Dorian Q, and Leilani Lucas. “Adapting Crops, Landscapes, and Food Choices: Patterns in the Dispersal of Domesticated Plants across Eurasia.” Human Dispersal and Species Movement: From Prehistory to the Present. Eds. Boivin, Nicole, Rémy Crassard and Michael D. Petraglia. Cambridge: Cambridge University Press, 2017. 304–31. Print.

* Huang, Lin, et al. “Evolution and Adaptation of Wild Emmer Wheat Populations to Biotic and Abiotic Stresses.” Annual Review of Phytopathology, vol. 54, no. 1, 2016, pp. 279–301. Print.

* Kirleis, Wiebke, and Elske Fischer. “Neolithic Cultivation of Tetraploid Free Threshing Wheat in Denmark and Northern Germany: Implications for Crop Diversity and Societal Dynamics of the Funnel Beaker Culture.” Vegetation History and Archaeobotany, vol. 23, no.1, 2014, pp. 81–96. Print.

* Larson, Greger. “How Wheat Came to Britain.” Science, vol. 347, no.6225, 2015. Print.

* Marcussen, Thomas, et al. “Ancient Hybridizations among the Ancestral Genomes of Bread Wheat.” Science, vol. 345, no. 6194, 2014. Print.

* Martin, Lucie. “Plant Economy and Territory Exploitation in the Alps During the Neolithic (5000–4200 cal Bc): First Results of Archaeobotanical Studies in the Valais (Switzerland).” Vegetation History and Archaeobotany, vol. 24, no. 1, 2015, pp. 63–73. Print.

* Roucou, Agathe, et al. “Shifts in Plant Functional Strategies over the Course of Wheat Domestication.” Journal of Applied Ecology, vol. 55, no. 1, 2017, pp. 25–37. Print.

* Smith, Oliver, et al. “Sedimentary DNA from a Submerged Site Reveals Wheat in the British Isles 8000 Years Ago.” Science, vol. 347, no. 6225, 2015, pp. 998–1001. Print.

* Watson, Traci. “Inner Workings: Fishing for Artifacts beneath the Waves.” Proceedings of the National Academy of Sciences, vol. 115, no. 2, 2018, pp. 231-33. Print.Elifnur Bingöl

Arkeofili

Bereketli Hilal Nedir?

Bu eski Akdeniz bölgesi aynı zamanda "medeniyetin beşiği" olarak da adlandırılır.

Genellikle “medeniyetin beşiği” olarak anılan “bereketli hilal”; Nil, Dicle ve Fırat nehirlerinin vadileri de dahil olmak üzere Doğu Akdeniz bölgesinin yarım daire şeklindeki bir alanını ifade eder.

Bölge, İsrail, Lübnan, Ürdün, Suriye, Kuzey Mısır ve Irak gibi modern ülkelerin bazı kısımlarını içerir ve Akdeniz’in doğusunda yer alır. Bereketli Hilal’in güneyinde Arap Çölü ve güneydoğu noktasında Basra Körfezi bulunur. Jeolojik olarak, bu bölge İran, Afrika ve Arap tektonik plakalarının kesişimine karşılık gelir.

“Bereketli Hilal” Kavramının Kökeni

Chicago Üniversitesi’nden Amerikalı Mısırbilimci James Henry Breasted (1865–1935), “bereketli hilal” terimini popülerleştirmesiyle tanınır. Breasted, 1916 tarihli “Antik Çağlar: Erken Dünya Tarihi” adlı kitabını “bereketli hilal, çöl körfezinin kıyıları” hakkında yazmıştır.

Terim hızla yayılmış ve coğrafi bölgeyi tanımlamak için kabul edilen ifade haline gelmiştir. Bugün, antik tarih hakkındaki çoğu kitapta “bereketli hilal” kavramına atıflar yer almaktadır.

Batı Emperyalizmi

Modern haritalar, verimli kısmın bölgenin ana nehirlerini ve ayrıca Akdeniz kıyı şeridinin uzun bir bölümünü içerdiğini açıkça göstermektedir. Ancak Bereketli Hilal, Mezopotamya hükümdarları tarafından hiçbir zaman tek bir bölge olarak algılanmadı.

Breasted ise 1. Dünya Savaşı sırasında haritaya kuşbakışı bakmış ve onu bir “sınır bölgesi” olarak görmüştür.

Bereketli Hilal’in Tarihi

Geçen yüzyıl boyunca yapılan arkeolojik çalışmalar, buğday ve arpa gibi bitkilerin ve koyun, keçi ve domuz gibi hayvanların evcilleştirilmesinin Bereketli Hilal çevresinde, komşu dağlarda ve ovalarda gerçekleştiğini göstermiştir.

Bereketli Hilal’in içinde, onları evcilleştirme zahmetine girmeden sakinlerin kullanabileceği birçok bitki ve hayvan vardı.

Buna ek olarak, en eski kalıcı yerleşim yerleri de Bereketli Hilal’in dışındadır: Örneğin Çatalhöyük, Türkiye’nin güney-orta kesiminde yer almaktadır ve muhtemelen Eriha hariç, Bereketli Hilal’deki herhangi bir alandan daha eski bir tarihte, M.Ö. 7400–6200 arasında kurulmuştur.

Ancak şehirler, önce Bereketli Hilal’de gelişmiştir. 6000 yıl önce, Eridu ve Uruk gibi erken Sümer/Türk şehirleri inşa edildi ve gelişmeye başladı. İlk dekore edilmiş saksılar, duvar süsleri, vazolar, vb. buradaydı.

Nehirlerin malları taşımak için “otoyol” olarak kullanılmasıyla ticari düzeyde deniz ulaşımı başladı. Dekoratif tapınaklar inşa edildi. M.Ö. 2500’den itibaren, Bereketli Hilal’de büyük medeniyetler ortaya çıktı. Babil, sanatın yanı sıra bir öğrenme, hukuk, bilim ve matematik merkeziydi.

Derleyen: Halil KARABAĞLI-Kağan AladağDünya Medeniyetler Tharii        

ALINTIDIR  AHMET KISA

 

 

 

 

 

 





 ADI SOYADI :  
 
 E-MAİL :  
 
 
 
 
 
 
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR
 
1 - KAHVENİN HATIRI..

18-08-2022 - 16:30

 
2 - SAHİP ÇIKINIZ

16-08-2022 - 17:49

 
3 - İNGİLİZ AJANLARI..

12-08-2022 - 06:45

 
4 - ÇANAKKALE GEÇİLMEZ !!!!.

11-08-2022 - 14:24

 
5 - UNUTULMAYAN GÜZELLER

10-08-2022 - 10:39

 
 
DİĞER YAZILAR :  [ 1 ]  [ 2 ]  [ 3 ]  [ 4 ]  [ 5 ]  [ 6 ]  [ 7 ]  [ 8 ]  [ 9 ]  [ 10 ]  [ 11 ]  [ 12 ]  [ 13 ]  [ 14 ]  [ 15 ]  [ 16 ]  [ 17 ]  [ 18 ]  [ 19 ]  [ 20 ]  [ 21 ]  [ 22 ]  [ 23 ]  [ 24 ]  [ 25 ]  [ 26 ]  [ 27 ]  [ 28 ]  [ 29 ]  [ 30 ]  [ 31 ]  [ 32 ]  [ 33 ]  [ 34 ]  [ 35 ]  [ 36 ]  [ 37 ]  [ 38 ]  [ 39 ]  [ 40 ]  [ 41 ]  [ 42 ]  [ 43 ]  [ 44 ]  [ 45 ]  [ 46 ]  [ 47 ]  [ 48 ]  [ 49 ]  [ 50 ]  [ 51 ]  [ 52 ]  [ 53 ]  [ 54 ]  [ 55 ]  [ 56 ]  [ 57 ]  [ 58 ]  [ 59 ]  [ 60 ]  [ 61 ]  [ 62 ]  [ 63 ]  [ 64 ]  [ 65 ]  [ 66 ]  [ 67 ]  [ 68 ]  [ 69 ]  [ 70 ]  [ 71 ]  [ 72 ]  [ 73 ]  [ 74 ]  [ 75 ]  [ 76 ]  [ 77 ]  [ 78 ]  [ 79 ]  [ 80 ]  [ 81 ]  [ 82 ]  [ 83 ]  [ 84 ]  [ 85 ]  [ 86 ]  [ 87 ]  [ 88 ]  [ 89 ]  [ 90 ]  [ 91 ]  [ 92 ]  [ 93 ]  [ 94 ]  [ 95 ]  [ 96 ]  [ 97 ]  [ 98 ]  [ 99 ]  [ 100 ]  [ 101 ]  [ 102 ]  [ 103 ]  [ 104 ]  [ 105 ]  [ 106 ]  [ 107 ]  [ 108 ]  [ 109 ]  [ 110 ]  [ 111 ]  [ 112 ]  [ 113 ]  [ 114 ]  [ 115 ]  [ 116 ]  [ 117 ]  [ 118 ]  [ 119 ]  [ 120 ]  [ 121 ]  [ 122 ]  [ 123 ]  [ 124 ]  [ 125 ]  [ 126 ]  [ 127 ]  [ 128 ]  [ 129 ]  [ 130 ]  [ 131 ]  [ 132 ]  [ 133 ]  [ 134 ]  [ 135 ]  [ 136 ]  [ 137 ]  [ 138 ]  [ 139 ]  [ 140 ]  [ 141 ]  [ 142 ]  [ 143 ]  [ 144 ]  [ 145 ]  [ 146 ]  [ 147 ]  [ 148 ]  [ 149 ]
 
YAZARIMIZA AİT SİSTEMİMİZDE KAYITLI TOPLAM 743 ADET YAZI KAYITLI .
 
 
Aydın Hava Durumu


           YAZARLAR

           ANKET

Henüz eklenmiş bir anketimiz bulunmamaktadır !

Süper Lig Puan Durumu

  •   Takım Adı O G B M Av P


RSS © 2014 Aydın Haber Merkezi
Site iceriginin izinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanilmasi yasaktir
Gizlilik Ilkeleri | Kullanim Kosullari | Künye | Reklam | Iletisim